Prof. Dr. Ali Yılmaz: “Hacı Bektaş-ı...
Reklam

Prof. Dr. Ali Yılmaz: “Hacı Bektaş-ı Velî’yi Yanlış Tanıtıyorlar”

Uşak Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Antalya Mevlevîhânesi İrfan Meclisi’nde büyük bir ilgi ve dikkatle dinlenen söyleşisinde, Hacı Bektaş-ı Velî’nin görüşlerini içeren Makâlât adlı eserindeki fikirlerin, bütün müslümanların hatta bütün insanlığın, üzerinde birleşebileceği ilkeler içerdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Yılmaz: “Hacı Bektaş-ı Velî’yi Yanlış Tanıtıyorlar”

Uşak Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Antalya Mevlevîhânesi İrfan Meclisi’nde büyük bir ilgi ve dikkatle dinlenen söyleşisinde, Hacı Bektaş-ı Velî’nin görüşlerini içeren Makâlât adlı eserindeki fikirlerin, bütün müslümanların hatta bütün insanlığın, üzerinde birleşebileceği ilkeler içerdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Yılmaz: “Hacı Bektaş-ı Velî’yi Yanlış Tanıtıyorlar”
04 Şubat 2019 - 20:27

Ahmed-i Yesevî çizgisinde doğup gelişen Türk Tasavvuf düşüncesinin en büyük temsilcilerinden biri olan 13. yüzyılda yaşamış Hacı Bektaş-ı Velî’nin Horasan’dan başlayıp Sivas üzerinden bugünkü Hacıbektaş’a gelişi ve hayatının değişik kesitlerini anlatan Yılmaz, Makâlât ve içeriği hakkında da ayrıntılı bilgiler verdi. Hacı Bektaş-ı Velî’nin Makâlât’ı üzerine en sağlam ilmî araştırmanın, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyelerinden merhum Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan’ın Doçentlik çalışması olduğunu kaydeden Ali Yılmaz, kitap olarak da yayınlanan bu çalışmanın, Hacı Bektaş-ı Velî’nin kişiliği ve Makâlât’ı ile ilgili bütün tartışmaları sonlandıran kıymetli bir eser olduğunu belirtti. Esad Coşan hocanın bu eserinde Hacı Bektaş-ı Velî’nin, “şeriata sağlam bağlı, şeriat dışı davranışlara şiddetle çatan, olgun bir mutasavvıf” olduğunu tespit ettiğini ifade eden Yılmaz, Makâlât’taki “dört kapı–kırk makam” anlayışı ışığında onun görüşlerini şöyle açıkladı:
“Dört kapı; şeriat, tarîkat, mârifet ve hakikatten ibaret olup her birinde onar makam bulunmaktadır. Şeriat kapısının makamları; Allah’a, meleklerine, Kur’an’a ve diğer kitaplarına, kıyamete iman etmek, ilim öğrenmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, haccetmek ve seferberlikten kaçmamak, helâl kazanç, faizi haram bilmek, nikâh kıymak, cemaate devam etmek, temiz giymek ve temiz yemek, iyiliği emredip kötülükten men etmektir. Tarîkat kapısının makamları; el alıp tövbe kılmak (bir şeyhe bağlanmak), mürid olmak, saç kesmek, nefs mücahedesi, hizmet etmek, Allah’tan korkmak, Allah’tan ümit kesmemek, derviş eşyalarına sahip olmak, nasihat ve muhabbet sahibi olmak, Allah’ın kudreti karşısında kendi fakirliğini bilmektir. Mârifet kapısının makamları; edep (yanlışa düşmekten korkmak), haramdan sakınmak ve perhizkârlık, sabır, utanmak (hayâ), cömertlik, bilgili olmak, miskinlik (benlikten geçip kendini Allah’a vermek), mârifet (Allah bilgisi) ve kendini bilmektir. Hakîkat kapısının makamları ise toprak gibi (mütevazi ve verimli) olmak, herkese bir gözle bakıp kimseyi ayıplamamak, elinden gelen her iyiliği yapmak, bütün yaratılmışlar için güvenli (emin) olmak, mülkün sahibi olan Allah’a itaat ve muhabbet, sohbet etmek ve hakîkat sırlarını söylemek, seyr (mânevî yolculuk), sır saklamak, münâcât (Allah’a yalvarmak), Allah’ın varlığını müşahede edip O’na ulaşmaktır. İşte bütün bu kırk ilke, bütün müslümanların, hatta bütün insanların üzerinde birleşebileceği hususlardır. Hacı Bektaş-ı Velî’nin dediğine göre bu kırk makamdan birisi bile eksik olursa hakîkat tamam olmaz. Meselâ bir kişi, diliyle iman etse ve gönlüyle inanmasa veya zekât vermese, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i inkâr etse ya da ehl-i beytten birine haksızlık isnat etse, onun bütün işleri boşa gitmiş olur.”
Hacı Bektaş-ı Velî’yi olduğundan farklı ve yanlış bir şekilde tanıtmaya çalışan bazı kimseleri de eleştiren Prof. Dr. Ali Yılmaz, bazı kesimlerin onu helâl ve haram konusunda gevşek biriymiş gibi sunmaya çalıştıklarını, oysa Hacı Bektaş-ı Velî’nin “içki haramdır ve şeytanın işlerinden biridir. Bir kuyuya bir damla içki düşse, kuyunun suyu pis ve haram olur” görüşünü Makâlât’ında açıkça yazdığını kaydederek sözlerini şöyle tamamladı:
“Dört büyük halifeyi ve Peygamber Efendimizi birbirinden hiç ayırmayan Hacı Bektaş-ı Velî’ye göre Hz. Muhammed (a.s.) bir elin başparmağı gibidir, Hz. Ebubekir şehadet parmağı gibidir, Hz. Ömer orta parmak gibidir, Hz. Osman yüzük parmağı gibidir, Hz. Ali de serçe parmağı gibidir. Görüldüğü üzere hepsini yerli yerine oturtmuş ve bir elin beş parmağına benzeterek birbirinden ayrılmaz bir bütün olduklarını ifade etmiştir. Dolayısıyla Hacı Bektaş-ı Velî Hazretlerini olduğundan farklı tanıtmaya çalışanlar ona büyük haksızlık yapmaktadırlar.”
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum