banner102
26 Eylül 2017 Salı

Uzunkaya; "Adalet Tecelli Ettirilmedi"

ÖZÜR DİLERİM

12 Mayıs 2016, 16:10
ÖZÜR DİLERİM
Rafet SERTOĞLU - Haftanın Yazısı
ÖZÜR DİLERİM..!

Farklıysam!
Senin gibi değilsem
Olamıyorsam!
Koşamıyor
Konuşamıyor
Ve
Düşünemiyorsam
Özür dilerim!


Kendi başıma giyinemiyor
Yiyip içemiyor
Yürüyemiyorsam
Siyahsa bütün renkler
Bulutları, Güneşi
Ve
 Yıldızları göremiyorsam
Özür dilerim!

Duyamıyorsam o güzelim şarkıları
Takip edemiyorsam uçup giden martıları
El ele dolaşamıyorsam sevdiklerimle
Uzaksa bana yanı başımdaki parklar
Okullar,  sinemalar
Ve
Gidemiyorsam
Özür dilerim!

Fakat bilmelisin ki
Benim kabahatim değil
Bunların hiç birisi
Özür dilerim ama
Kabahatli
Engellilere engel koyan
Ve bizleri yok sayan!
İnsanların her birisi!
              Rafet SERTOĞLU

İnsan yaşamı sürprizlerle doludur.
Ne zaman, nerede ve ne ile karşılaşacağımız hiç belli olmaz.
Kimimiz hayata gözlerimizi engelli olarak açarız. Kimimizse geçirdiğimiz hastalıklar ya da kazalar sonucu engelli oluruz.
Engelli olmak asla bir eksiklik değildir! Asıl engellilik yaşamı paylaşmayı bilmemekle alakalıdır.
Kimi insan sapa sağlamken bile engelleri vardır.Çünkü yaşamın bir paylaşımlar bütünü olduğunu kabul etmez. Oysa kimi engelli de vardır ki yaşama arzusu, paylaşım özverisi sağlam olanlardan daha coşkundur.Yani asıl olan fiziksel engellilik değil, anlayışdaki sakatlıktır.
Engelliler, hayatlarının sınırlandırıldığını düşünebilirler. Günümüz koşullarındaki toplumsal kabule göre bu düşüncenin doğruluğu elbette yadsınamaz. Ancak anayasal düzenlemelere baktığımızda engellileri kapsayan hak ve özgürlükler bunun tam aksini söylediğini görürüz. Daha açık bir ifadeyle; yasalara göre bütün insanlar eşit hak ve özgürlüklere sahiptir.Yani  esas olan, insan olmaktır!

Engelli, doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal ve idari tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanından kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi demektir.
Engelli nüfusunun Dünyada 500 milyonu aştığını günümüzde ülkemizde bu sayı 8.5 milyondur. Bu oran nüfusumuzun yüzde 12.29’unu oluşturmaktadır. Engellilerin sayısındaki bu inanılmaz artış, ülkelerin gelişmişlik seviyeleri ile doğru orantılıdır.Ne gariptir ki sanayileşme ve gelişmişlik düzeyi arttıkça engellilik oranı da artmaktadır.
Örneğin bu rakamlar ABD'de yüzde on beşlerle, Norveç'te yüzde on yedilerle ifade ediliyor.Türkiye'de ise yüzde on bir buçuklarda seyreden özürlü/ engelli yurttaşımız vardır.
Kadın özürlü sayısı, erkeklerden daha fazla! Türkiye’de en çok özürlü Marmara, en az özürlü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunuyor.Türkiye’deki 8,5 milyon engelliden sadece 100 bini sokağa çıkabiliyor.Yani bu şu demek oluyor; geriye kalan 8,4 milyon engelli yurttaşımız hapis hayatı sürmektedir.
Peki, ülkemizde merkezi ve yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, vakıflar ve eğitim kurumları engelli yurttaşlarımız için ne gibi düzenlemeler yapıyor?Engellilere sağlanan yaşam, eğitim ve iş imkânları  acaba hangi düzeyde?
Hepimizin bildiği üzere, engellilerin onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için kendi kendilerine yeten bireyler olmaları gerekir.Bunun için kamusal desteklerden yararlanmak konusunda tam bir eşitlik söz konusu olmalıdır.Engellilere gereksinim duydukları araç-gereçler ücretsiz olarak verilmelidir.
Bu tür uygulamalarla, engellilerin gündelik yaşamlarını kolaylaştırmak üzere tasarlanmış ürünler, onların sosyal hayata katılımlarını en yüksek seviyeye çıkaracaktır.Engellilerin toplumla bütünleşmesinin önündeki engele gelince: bu en başta istihdam (işsizlik) sorunudur.Bu sorun aşılmadığı sürece engellilerin sosyal yaşama entegrasyonu olanaksızdır.Çünkü çalışmak, gerek bireysel, gerekse toplumsal barış ve refahın sağlanmasındaki en önemli etkendir.Çalışmayı özendirmenin hem bireysel hem de toplumsal açıdan yararları sayılamayacak kadar çoktur. Bunun yanı sıra modern anlayışın zorunluluğu olarak "çalışmak ve işsizlikten korunmak"başlı başına bir insanlık hakkıdır.
Bu nedenledir ki; insana, insanın sosyal-siyasal haklarına, din ve vicdan hürriyetine saygılı, sosyal bir devletten beklenen en öncelikli görev yurttaşlarına istihdam alanı sağlamasıdır.İstihdam olanaklarını hayata geçirilmesinde, hem kamu sektörünün, hem de özel teşebbüslerin doğrudan ya da dolaylı olarak destek sunmaları ve bir takım sosyal politikalar üretmeleri gerekir.Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49. maddesinde  “..işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam oluşturmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” şeklindeki ifade edilerek, sosyal devletin amaçları arasında yerini almıştır.
Anayasa'nın aynı maddesine göre “çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.” 
O halde anayasamızda yer alan bu haklardan neden sadece fizik ve düşünce açısından sağlam olanlar yaralanırken, engelliler yararlanamamakta? Aynı haklardan engelli yurttaşlarımızın da faydalanması gerekmez mi?
Yine Anayasa'nın 61. maddesindeki  “sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler”  ifadesinin açıklama kısmında,  “devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır”  ibaresi düşülmüş, engellilerin de normal insanlar gibi toplumsal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğu vurgulanmıştır.Engelliler içerisinde, yardıma ve desteğe en çok muhtaç olanlar zihinsel engellilerdir.Devletimiz bu kesim için elbette bazı tedbirler almıştır. Ancak ABD, Almanya gibi ülkelerle kıyaslandığında, bu tedbirlerin ve engelliler için uygulanan sosyal politikaların son derece cılız kaldığını görmekteyiz.
Engelli yakınları büyük acılar yaşıyor! Çaresizlikten çocuklarını evden çıkaramıyorlar.Ne yazık ki engelli ailelerinin sergilediği bu ve benzeri davranışlar korumacılıktan öteye gidemiyor.Ülkemizde ki yapılar engellilere göre inşa edilmediği için aileler tedirgin.Ve pek çoğu sırf bu sebebten çocuklarını dışarı çıkartamıyorlar.Ailelere gereken bilgi ve eğitim desteği verilmiyor. Bir çoğu çocuklarıyla ilgili yapılan yasal hak ve düzenlemelerden haberdar değiller! Sözün özü engelli yurttaşlarımız için engelsiz bir ülke yaratmamız insanlık ödevidir.Bunu sağlamanın yolu sadece yeni yasa ve düzenlemeler yapmaklada olası değildir.Böyle bir ortamı var etmenin tek yolu öncelikle beyinlerdeki duvarları yıkmakla mümkündür.Yani engellilere karşı bakış açımızı değiştirmemizle …. İşte bu nedenle, onları oldukları gibi kabullenmeli ve onları anlamaya çalışmalıyız. Aksi takdirde onlara, engelsiz bir yaşam ortamı sunmamız hayalden öteye geçemez.
Engellilere acıyarak, ya da onlara bakarken duygulanıp ağlayarak sorunlarını çözemeyiz.Onların da tıpkı diğer insanlar gibi yaşamaya, eğitim almaya, mutlu olup gülmeye, eğlenmeye, sevmeye ve sevilmeye hakları olduğunu unutmayalım.Bu hakkı onlara çok görmeyelim.
İş sahibi olmalarına yardımcı olalım.Kanunların, işyerlerindeki her yüz çalışandan ikisinin engellilerden oluşmasını zorunlu kıldığını unutmayalım/unutturmayalım.
Bir gün bizim de sakat kalabileceğimizi aklımızdan çıkarmadan, onlarla aramızdaki engelleri kaldıralım ve yardımcı olmaya çalışalım.

İçinde bulunduğumuz hafta (10-16 Mayıs) Engelliler Haftasıdır. Hafta boyunca engellilerin sorunları tartışılır. Engelliliğe sebep olan etkenler hakkında bilgiler verilir ve bu etkenlerin ortadan kaldırılması için çözüm yolları tartışılır. Engellilerin eğitilebilmeleri ve iş sahibi olabilmeleri için gerekli şartlar oluşturulmaya çalışılır.
Dilerim bu hafta, bahsi geçen anlayış ve şartların oluşması adına fırsat olur...
 
 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
2017 Yılında En İyi Hizmet Veren Belediye Hangisi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner127
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Antalya Haber - Antalya Güncel - Antalya Son Dakika - Akdeniz  son dakika  - Akdeniz Haber - 27 Ocak 2016
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Günlük Dözviz Kurları Araçları Dailyforex.com tarafından sağlanmaktadır.