27 Temmuz 2017 Perşembe

Denetleme Yapılmıyor

10 Aralık 2015, 20:49
Denetleme Yapılmıyor
Akdeniz Gazetesi Röportaj
 Kalite bizim için olmazlardan olmazımızdır. denetimin öneminin bilincinde olduğumuzu ve yapılması gereken en uç noktasına kadar yapıyoruz. gıda işi zor iş insan sağlığını riske atmamak gerek diyen Eren  Demircan "3t Dergisi'nin yazı işleri müdürü Algın Alkış'la sohbet etti.

Neden Şampiyon?

- Şampiyon  bir Markadır. Türkiye'de restaurant denilince akla ilk gelen isimlerden şampiyon gelir.  Her geçen gün gelişmeye devam eden şampiyon yurt dışına açılıyor. Şampiyon ismini  patenti aldık. Önceliğimiz  müşteri memnuniyetidir. Verdiğimiz hizmet çok önemli bunun da bilincindeyiz.

Hizmet ve kalite politikanızı öğrenebilir miyiz? Sizi diğer restaurantlar dan ayıran özelliğiniz nedir?

-Öncelikle kendi çapımızda biz kendimizi yemediği hiç bir şeyi misafirlerimize sunmuyoruz. Her şeyin en iyisini almaya çalışıyoruz.Örneğin bizim kokorecimiz susurluktan alıyoruz . Pahalı ve kaliteli olduğundan,  Antalya da hiç  kimse o markayı  kullanmıyor. Biz her şeyin en iyisini en iyi şekilde sunmaya çalışıyoruz. Daha yeni bir işletmeyiz. Ancak dikkatliyiz önemli bir sektöre girdik gıda. İnsan sağlığını etkileyen bir sektör ve insanlar ne yediklerini bilmiyorlar, araştırmıyorlar. İzmir sandviç yiyorlar salam sucuk sosis her şey var nasıl üretildiklerini bilmedikleri gıdaları yiyorlar.

 Restorantlar ne derece denetleniyor ?

 Devletin denetleme mekanizması çok fazla çalışmıyor.Resteurantlar da  en önemli şey hijyendir , bir çok resterantı dolaşsalar yarısından fazlasını kapatmak zorunda kalırlar. Çoğu kurallara uymuyor, şikayet üzerine geliyorlar genelde, düzgün bir denetleme yok bunun sebebini bizde bilmiyoruz. İşletmelerinde bu durum işine geliyor bu yüzden bone ve eldiven kullanımı çok düşük seviyelerde. Bunların hepsi çok önemli şeyler Antalya sıcak bir şehir bu yüzden gıda zehirlenmesi çok çabuk görülüyor.  Ben sıradan bir vatandaş olarak mutfağını görmediğim hiç bir işletmede yemem. İşin özü bu. Tamam esnaf zor durumda bunların hepsi parayla oluyor ama mantık şu; işi ya düzgün yapacaksın ya da yapmayacaksın. Çünkü para kazanıyoruz ve insanlarda şu mantık oluşmaya başladı 5 liraya aldığı ürünü 15 liraya satıyor. Diyor ki 5 liraya aldığını da 3 liraya düşürürse daha çok kar eder. Yok öyle bir şey.

 

Yiyecek içecek sektöründe ki  çalışanlar hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Her sektörde olduğu gibi bizim sektörde de çalışan problemi  var. Özellikle alt yapısı olmayan meslek gruplarında çok sıkıntılı. Örneğin; Araştırıyoruz, bakıyoruz çalışana da diyoruz ki bunu böyle yap çünkü bunun orijinali, düzgün olanı budur. Doğrusunu gösteriyorsun tamam diyor ancak yarın başka bir şey yapıyor. Bunun üzerine bir şey söyleyince ben işi bırakıyorum diyor bence bunun en büyük sebebi eğitimsizlik.

 

 Ülkemiz de ki İşsizlik  durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

 Toplumsal  olarak herkesin derdi şu '' Ben nasıl çok zahmet görmeden para kazanırım'' Yani bakıyorsunuz çalışanın elindeki telefon 2000 lira, ayakkabısı en kötü 200 lira Türkiye şartlarında bunları karşılayabilmesi için 2000-3000 lira maaş alması lazım. Akıllı adam şunu yapar; işine özen gösterir, düzgün iş yapar maaşını kendi belirler.  Ve bu da her işletmeninde  işine gelir.  Bir garson diyalogla müşteriyi çekebiliyorsa  istediği maaşı talep etme hakkına sahip olur. örnek olarak; yurtdışında bir arkadaşım yemek yemeğe gidiyor. 45 dakika beklediğini ve yemeğini yedikten sonra 100 dolar olan ücretin üzerine 50 dolar da garsona bahşiş verdiğini söylüyor.  45 dakikalık zaman diliminde garsonun kendisiyle sürekli ilgilendiğini tatlı ikram edip şaka yaptığını söylüyor. Yani bu da işin profesyonelliğini gösteriyor. Türkiye'de bizim garsonlara bakıyorsunuz müşteri geliyor önüne menüyü getiriyor seçiyorsun menüden  yiyecekleri getiriyor, önüne koyuyor bitti.  Rahatsız olduğumuz durumu karşı tarafa bildirme gibi bir durumumuz yok. ''Özür dileme politikamız güler yüz ve sempatik konuşmak yok çok örnekler sayabilirim. Mesela bir bayan geliyor oturuyor sevgilisiyle, nişanlısıyla, v.s kavga etmiş olabilir ve o an ki sinirle sunduğunuz şeyleri beğenmeyebiliyor bu durumda ona tavır alacağımıza ılımlı yaklaşmayı bilmemiz gerekiyor ama maalesef bizim ülkemizde böyle bir yaklaşım çok düşük seviyede.

 

Burada dikkat etmemiz gereken en büyük nokta şu;  buraya kan şekeri düşmüş insanlar geliyor. Hastaneye kim gider, hasta olan gider. Hastane personeli ona göre bir eğitim almalı. Hastasın ya canın yanıyor pikniğe gitmedin yani oraya.Bu yüzden hastane personelinin daha anlayışlı olması lazım. Bizlere de kan şekeri düşmüş,  açıkmış  insanlar geliyor karnını doyuracak. Sen bu müşteriyle ilgilenmezsen ya da geç gelirse siparişi bu müşteri sinirlenir haklıdır da.Mutlu etmek senin elinde yani bazı müşterilerimiz o kadar dükkan var konyaaltın dan sırf Dedeman'a "senin için muhabbete geldik" diyorlar. Bu da bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Dikkat edin yurtdışında muhabbet etmeyen garsona asla bahşiş vermezler.

 

Bu profesyonelliği Türkiye'de yakalayabilir miyiz ? Ya da yakalayabilmek için neler yapmalıyız ?

Eğitim şart! çalışanlarda ve işverenlerde eğitim yok. Garson  20 yıldır çalışıyor  İngilizce bilmiyor ve Antalya'da garsonluk yapıyor.  Sen işine yatırım yapmazsan kusura bakma bu kadar para kazanabilirsin. Mesela adam 20 yıldır usta, sadece bir çorba yapabiliyor. Ben 1 yıldır buradayım ama bütün yemekleri çıkartabilirim çünkü kendimi eğittim.  Bir şeyi yapmak için istemek gerekiyor. Tamam çok hırslı değiliz çok şeyde gözümüz yok ama insanların bir amacı olmalı bir yerlere gelmek için. İlk önce insan ne istediğini bilmeli.

 

Bence biz kalbimizle sözümüzün bir olmasını dikkat ediyoruz. Bunun dışında kendimizi hep yeniliyoruz.Ticaret yapmak kolay değil inanılmaz sıkıntılar var. Hesap ettiğimiz zaman çektiğiniz çile kazandığınız paraya değmiyor. Personel sıkıntısı ayrı, devletin verdiği yükü ayrı; sigorta parası, stopaj parası, KDV, geçici vergi, kira, elektrik, su giderler var. Çektiğin çileye değmiyor. Burada 6 kişi çalışıyor 6 eve ekmek gidiyor . Ayrıca 15, 20 kişide bize mal sattığı için evine ekmek götürüyor bu iş böyle dönüyor yani  başka çaresi yok, bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Tabi ki amaç para kazanmak ama dediğim gibi yiyeceğimiz bir kap yemek, oturacağımız bir tane ev, bineceğimizde bir tane araba başka bir şey yok araba da olursa olur olmazsa da çok önemli değil.

 

Bizim genelde müşterilerimizle diyalogumuz iyi, yıllardır gelen müşterilerimiz var. Herkes değilse bile bazı insanlar bir yerden elektrik aldıkları zaman fırsat buldukça oraya gitmek istiyorlar. Bende öyleyim.  Mesela bir yere gittiğinizde oo ... bey hoş geldiniz ya da abi hoş geldin nasılsın ? samimiyet duygusu lanse edilince insanın daha çok hoşuna gidiyor. İşte bunların hepsi ayrı bir eğitim. Yani bir  İnsan  iş yapıyorsa bence işini aşkla yapmalı, işine aşık olmalı. Aşkla yaptığı zaman zaten bazı şeyleri devreden çıkartır. Mesela adam garson ya da aşçı onun için para çok önemli değildir. Onun için önemli olan, yemeği yapmak, sunmak ve müşterinin bir kaşık aldıktan sonra surat ifadesine bakmak. Müşterinin suratında ki o mutluluk ifadesi onun için her şeyin ötesinde. Bunu görmek çok zor değil. Yemek yaparken şarkı söyleyerek keyif alarak yemek yapan ustalarla çalıştık biz ve hala daha çalışıyoruz.

 

Durum böyle ama yine söylüyorum Türkiye'de ticaret yapmak çok zor. Bu konuda devlet hiç bir şey yapmıyor . Sözde ticari kredi falan diyorlar ama onlarda çok yardımcı olmuyor. Kendi çabamızla elimizden geldiği kadar bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir de şöyle bir durum var; Türkiye'de herkes her işi yapabiliyor. herhangi bir belge istenmiyor.  Mesela adam usta iyi iş yapıyor sonra diyor ki patrona para kazandıracağıma kendi işyerimi açayım. Her zaman söylüyorum işletmecilik başka bir şey, garsonluk başka bir şey, ustalık başka bir şey. Bunların hepsini başarabiliyorsan para kazanmak başka bir şey, harcayabilmek başka bir şey. Yani çok gördük para kazanıp batanları. İnsanlar boşuna okumuyor işletme fakültesini.  Bizim çok umursamadığımız ''ne var ki patronluk yapacaksın çok mu zor ?'' öyle bir şey yok. işletmecilik ayrı bir şey. Bunların hepsi uzmanlık isteyen işler. Kurumsal firmalara bakıyorsun muhasebe müdürü var, işletme müdürü var , şefi var, satın alma müdür var bunların hepsi işinde uzman bu yüzden kurumsal firmalar bu insanlara para veriyor. Hesapladığınız zaman çok ciddi maliyetleri var. Baktığınız zaman kendileri de bu işi yapabilir, ama diyor ki hayır bu işin uzmanı bu ve dışarıdan tabloyu seyrediyorlar ve eksik bir şey gördüğünde kendinde ya da işletmede hemen çağırıp uzmanına durumu soruyor. İşin içinde tek başına olduğumuzda gözden kaçabilen çok şey olabiliyor.

 

Sektörle ilgili başlıca sıkıntılar nelerdir ? Sıkıntıları gidermek için neler yapılabilir ?

Başlıca eleman sıkıntısının ciddi anlamda giderilmesi gerekiyor.  Bence iş ve işçi bulma kurumu düzgün çalışmalı. Yani yurtdışındaki gibi çalışmalı. İş ve işçi bulma kurumunun dışında kimse işçi alamamalı, sigorta başlangıcı yaptıramamalı. İşletmeler işçiyi gazete ilanıyla ya da birebir gelip ben bu işi yapıyorum diyerek değil de direk doğru adresten yani iş ve işçi kurumundan temin etmeleri daha sağlıklı olur. Böyle olunca kaçak işçi olmaz. Örnek olarak kişi iş ve işçi bulma kurumuna gidince kurum soruyor ne iş yapıyorsun, nerede çalıştın, ehliyetin var mı. Kaynaklar sağlam oluyor oradan gelen işçinin durumunu daha iyi biliyorsun. Ama çalışmak için direk bize baş vurulunca 1-2 gün çalışıyorlar 3. gün işi bırakıp gidiyorlar bu da biz işletmecileri zor duruma sokuyor. 

 

Denetimler neye göre yapılıyor ? Açıldığınızdan beri hiç denetleme yapıldı mı ?

A-Denetimle ilgili tarım bakanlığı, sağlık bakanlığı olarak denetimler oluyor diye biliyor.

-Sağlık il müdürlüğü ve belediye sağlık ekipleri denetliyor.

A-Neye göre denetleme yapıyorlar?

-yani ben çok bilmiyor neye göre denetleme yapıyorlar. sadece şikayet olduğunda geliyorlar.

A-ilk açıldığınızdan beri hiç denetleme yaşadınız mı ?

-hayır gelmediler. Bir kere şikayet olduğu için geldiler. Bunun haricinde gelmediler.

 

Şimdi paket servisi ya da burada, burada olsa çözüyoruz ama evde oturuyorsunuz yemek söylediniz yemek geldi ve yemeği yedikten sonra karnını ağırmaya başladı, mideniz bulandı, bir şeyler oldu dediniz ki herhalde bu yemekten oldu, insanlara bunun prosedürü anlatılmıyor.  insanların yaptığı şey şu; açıyor telefonu Allah kahretsin yemeğini kötüymüş, midem bozuldu, zehirlendim doktora gittim doktor dedi ki şöyle oldu böyle oldu yok öyle bir şey. Eğer öyle bir durum olduysa burada zaten mesela köfte 72 saat sağlık bakanlığının emri ile saklanması gerekiyor. öyle bir durum olduysa gidersin doktor'a alırsın raporunu doktor derki bundan zehirlenmişsin şikayet edersin hatta mahkemeye verirsin tazminat davası açarsın. bizde burada sağlık ekiplerine tarih yazılı olan veririz bu bizim ürünümüz buyurun inceleyin bundan mı olmuş başka bir şeyden mi olmuş.

A- Bu süreçle ilgili bende bu süreci bilmiyordum mesela ve bir çok kişide bu süreci bilmiyor bilgilendirilmesi gerekiyor. Peki tüm restaurantla r da bu durum var mı ?

- tabi yasa gereği olması gerekiyor.

Mesela köfte yapacaksınız bir parça ayırıyorsunuz üzerine tarih atıyorsunuz. 72 saat onu saklamak zorundasınız çünkü bu üründen birisine bir şey olursa sağlık ekiplerine numune tarihi sunmanız gerekiyor.

(Bu durum kişinin insiyatifine kalmış, yani onun içine o eti koyanda benim, çıkartanda benim, tarihi atanda benim  bu yüzden dikkat etmem gerekiyor. )

Bunun  kesinlikle denetlenmesi gerekiyor. Çünkü yaptığımız iş gıda işi, insanlar yemek yiyor ve bu işten çok ciddi zarar gören olabilir. Olmuyor ayrı bir mesele ama, olmayacak diye bir şey yok!

Bir kere hijyenik bir ortam olması lazım, sürekli  firma tarafından ilaçlanıp, dezenfekte edilmesi gerekiyor.

 

Son olarak Misafirlerinize ne söylemek istersiniz ?

''Sağlığını düşünenler için''

Sağlıklı, tertemiz, lezzetli kokoreç yemek istiyorlarsa, (kokoreç dışında kebaplarımız, çorbamız var ama bizim asıl işimiz kokoreç) Antalya da iddia ediyorum bizim kokoreçimiz  gibisini bulamazlar. Dediğim gibi susurlukta kendi üretip kendi bu işi yapan bir firmadan geliyor. Kalite ve hijyen ödül belgeli  bir işletmede el değmeden hazırlanıyor. Biliyorsunuz kokoreç yaparken her şeyin daha hijyenik olması gerekiyor. Bizde dediğim gibi tertemiz, pırıl pırıl, güvenle yiyebilecekleri bir mekan olarak hizmetlerindeyiz. 


Röportaj yapan: Algın Alkış

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner127
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Antalya Haber - Antalya Güncel - Antalya Son Dakika - Akdeniz  son dakika  - Akdeniz Haber - 27 Ocak 2016
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Günlük Dözviz Kurları Araçları Dailyforex.com tarafından sağlanmaktadır.