banner102
23 Ekim 2017 Pazartesi

Uzunkaya; "Adalet Tecelli Ettirilmedi"

ATATÜRK’Ü ANLAMAK

29 Ağustos 2017, 04:44
ATATÜRK’Ü ANLAMAK
Rafet SERTOĞLU - Haftanın Yazısı
 Tarih biliminin bir silah olduğunu bilmezdik. Birilerinin, tarihi siyasi çıkarları uğruna kullanabilecekleri aklımızın ucundan bile geçmezdi. Örneğin ABD’nin sürekli çekişme halinde olduğu Rusya’ya ve Avrupa devletlerine karşı, kendi çıkarları için “Osmanlının fetihleri ile motive edilmiş Türk gençliğini kullanabileceğini bilmiyorduk. 

Çünkü tarih derslerinde Atatürk’ün ölümünden sonra olup bitenler anlatılmazdı. Birileri 1938’den sonrasını öğrenmemizi istemiyordu sanki. Bizlerden gizlenen, öğretilmeyen bu dönemde Türkiye’nin ABD’ye bağımlı hale getirildiğini, ulusal onurunu kaybettiğini de bilmiyorduk. Bütün bunları sonradan öğrendik. ABD’nin bizi bir taraftan Osmanlının fetihleriyle oyalarken diğer taraftan Atatürk devrimlerini nasıl çarpıttığını, yanlış ya da eksik tanıttığını ve Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek için neler çevirdiği sonradan fark ettik.    

1950’lerde başlayan Osmanlı fetihleriyle övünme dönemlerinde Osmanlıca ile Osmanlıcanın yazımında kullanılan Arap alfabesine de övgüler dizilmiştir. Ajanlar ve onların işbirlikçisi hainler, gerçek Türkçenin Osmanlıca olduğu, Atatürk’ün Yazı ve Dil Devrimleri’nin Türkçeyi fakirleştirdiği, toplumu bir gecede cahil bıraktığı gibi akıl dışı yalanlarını kasıtlı olarak yaymışlardır. Oysaki dili asıl fakirleştiren 600 yıl boyunca Arapça ve Farsçanın Türkçeyi kuşatmasına izin veren, kendi sarayında Türkçe konuşulmasını yasaklayan Osmanlıdır. Atatürk’ün Yazı ve Dil Devrimleri ise Türkçeyi yok olmaktan kurtarmış, bu sayede halkın okuryazarlığı artmış, uygar toplum olma yolunda büyük bir adım atılmıştır.     

 Ne ilginçtir ki, aynı ajanlar ve onların işbirlikçilerinin dayattıkları tarih eğitiminde, Atatürk’ün karga kovaladığını öğrettiler ama 5000’e yakın kitap okuduğunu öğretmediler. Laikliğini öğrettiler ama Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlılarca yıkılan, ahır yapılan yüzlerce camiyi tamir ettirdiğini öğretmediler. İçki içtiğini duyardık da, Kuran’ın daha iyi anlaşılabilmesi için Türkçe tercümesini yaptırdığını hiç duymamıştık. Devrimlerini tarih sırasına göre ezberlerdik ama o devrimlerin neden yapıldığından bihaberdik. Harf devrimini bilirdik de Latin harfleri diye bildiğimiz o harflerin aslında Göktürk kökenli harfler olduğunu bilmezdik. Dahası bu devrimin adının Latin harflerinin kabulü değil, Yeni Türk Harflerinin Kabulü olduğunu duymamıştık. Türklüğün canına okuyan Osmanlının Türklüğe hizmet ettiğini sanırdık da, Türklüğü kurtaran Atatürk’ün Türk Tarihi ve Türk Dili konusundaki çalışmalarını bilmezdik.                                           

Atatürk’ün “ULUS” tanımından da habersizdik. Bize her şeyi ezberletenler Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” tanımını ezberletmemişlerdi her nedense. 1924 anayasasının 88. maddesinde belirtilen “Din” ve “Irk” farkı gözetilmeksizin bütün Türkiye halkına TÜRK denildiğini hiç ama hiç duymamıştık. Bu gerçeğin bizden saklanmasının sebebi Atatürk’ü ırkçı gösterebilmekti.

Özetlemek gerekirse, gündeme kasıtlı olarak getirilen Yeni Osmanlıcılık çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucusu Atatürk, olabildiğince eleştirilmeye karalanmaya hatta yok edilmeye çalışılmıştır. Çünkü dış ve iç düşmanlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Atatürk’ü kötülemeden karalamadan, halkın gözünden düşürmeden bu ülkeyi yok edemeyeceklerini biliyorlardı.

Türk düşmanlarının Atatürk karşıtlığı cumhuriyetimizden de eskidir. Onlar Atatürk’ten hep korkmuştur. ABD ve AB Türkiye’den ısrarla Atatürk’ün mirasını reddetmesini istediler. Çünkü onlar Atatürk’ün mirasından; yani laiklikten cumhuriyetçilikten, milliyetçilikten, halkçılıktan, devletçilikten, devrimcilikten kısacası çağdaşlıktan ve tam bağımsızlıktan rahatsızdırlar.

Bilindiği gibi Atatürk “Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” demiştir. ABD ve AB Türkiye’ye Atatürk’ün mirasını reddedin derken aslında aklı ve bilimi reddedin demektedir.   

Ò  Emperyalist işgalcilere karşı kurtuluş savaşıyla büyük bir zafer kazanan Atatürk geliştirdiği Türk Tarih Tezi, Türk Dil Tezi ve Türk Antropoloji Tezi ile 2. Türk Kurtuluş Savaşını başlatmıştır. Bu amaçla Tarih ve Dil Kurumlarını kurmuş Türk Tarih Tezi’ni anlatan 4 ciltlik bir kitap hazırlatarak ortaokul ve liselerde okutturmuştur. Batı merkezli tarihin kalıplarını kırmayı başaran bu kitaplar Atatürk’ün ölümünden sonra programdan kaldırılmıştır.

Ò   Atatürk bir konuşmasında bütün bu yapılanları şöyle özetliyor. “Emperyalizmin 100 yıllık emeğinin ürünü olan Sevri ve üçlü anlaşmayı tarihe gömdük. Hevesini kursağında bıraktık. Emperyalizm bizi affeder mi? Affetmez. Bizi yine uyutmaya, istediklerini yaptırmaya çalışacaktır. Onun için gözümüzü dört açmalıyız. Tarihi iyi bilmeli bağımsızlık bilincimizi güçlendirmeliyiz.”

Celal Bayar bir anısında şunları anlatıyor:

Çalkantılı karanlık günlerde idi. Çoluk çocuğumuzu düşman işgali altındaki topraklarımızda bırakmıştık. Mektuplaşamıyorduk, haberleşemiyorduk, dertlerine erişemiyorduk. Memleket büyük sorunlar içindeydi. İhanet yangınlarıyla sarılmıştık. İşte böyle günlerden birinde Atatürk’ün şunları söylediğini bugün gibi hatırlıyorum.

“Arkadaşlar, emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz, kurtuluş yolunda sonuna kadar yürüyeceğiz, hakkın yere düşmesine razı olmayacağız. Hakkımız olan vatanımızı, özgürlüğümüzü müdafaa edeceğiz. Son sınırımızda da eğer düşmanı yenme ümidimiz kalmamışsa, işte o zaman Türk Bayrağı’nın altına sığınarak bağımsızlık uğrunda canımızı vereceğiz.”

Bizler onu görmedik. Sesini duymadık. O ulu insana, büyük devlet adamına, eşsiz komutana dokunamadık. Ama hepimizin yüreğinde adı ATATÜRK olan sonsuz bir aşk var.

Bizler onu fikir olarak, ideal olarak, yurt ve ulus sevgisi olarak yaşıyor ve yaşatıyoruz.

Bütün bu anlattıklarımı Atatürk’ün şu sözleri öyle güzel özetliyor ki:

“Temel ilke Türk Ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun özgürlükten yoksun bir ulus, emperyalistlerden uşaklık muamelesi görmekten kurtulamaz. Yabancı bir devletin koruyup kollayacağını düşünüp kabul etmek insanlık özelliklerinden yoksunluğu güçsüzlüğü ve miskinliği itiraf etmekten başka bir şey değildir. Gerçekten de, bu seviyesizliğe düşmemiş olanların başlarına bir yabancı yöneticiyi isteyerek getirmelerine imkân yoktur. Hâlbuki Türk’ün onuru, gururu ve becerisi çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

O halde YA İSTİKLAL YA ÖLÜM !!”

                                                                                                                                    

 

                                                                                                                                                                                                                               

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
2017 Yılında En İyi Hizmet Veren Belediye Hangisi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner127
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Antalya Haber - Antalya Güncel - Antalya Son Dakika - Akdeniz  son dakika  - Akdeniz Haber - 27 Ocak 2016
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Günlük Dözviz Kurları Araçları Dailyforex.com tarafından sağlanmaktadır.