banner102
27 Temmuz 2017 Perşembe

ANTALYA’da olmak ayrıcalık

27 Temmuz 2015, 23:44
ANTALYA’da  olmak ayrıcalık
Akdeniz Gazetesi Röportaj
 Vali Türker, “Ben burada bulunmaktan, burada yaşayan, Antalyalı olan veya olmayan insanlara hizmet etmekten son derece mutluyum” dedi

 

Antalya Valiliği görevinde henüz 1 yılını tamamlamayan Vali Muammer Türker, dünyanın en güzel kentlerinden birinde yaşamaktan mutlu olduğunu söyledi. Antalya’da yaşayan bir çok kişinin bu imtiyazın farkında olmadığını savunan Türker, “Antaly’da olmak bir ayrıcalıktır” dedi. Vali Türker’le turizmden, tarıma, sanayiden ticarete Antalya’yı konuştuk…

 

S- KISACA KENDİNİZDEN BAHSEDERMİSİNİZ?

V-  Kayserili bir ailenin çocuğuyum doğum yerim Kırıkkale. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim Kaymakamlık Mesleğine girdim meslek sırasında da İngiltere de Mastır yaptım daha sonra Türkiye’nin muhtelif yerlerinde kaymakamlık, vali yardımcılığı yaptım. İçişleri Bakanlığı’nda şube müdürlüğü, daire başkanlığı yaptım. Ulaştırma Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı yaptım. Başbakanlıkta güvenlik işleri genel müdürlüğü yaptım. Daha sonra da zor bir zamanda, zor şartlar altında 3 buçuk yıl Hakkâri Valiliği yaptım. Zordu ama insanlarla ilişkiler bağlamında güzeldi ve son derece öğretici bir dönem geçirmiş oldum. Daha sonra Milli Güvenlik Kurulu’nda genel sekreter olarak iki buçuk yıl görev yaptım. Sonrasında da 2014 yılı Ekim ayında Antalya Valiliği görevine atandım.   

S-ANTALYA YA DAHA ÖNCE GELMİŞMİYDİNİZ?                                                          
    
V- Antalya'ya değişik vesilelerle çok geldim. Turist ve toplantı amaçlı gelmiştim ancak uzun süre kalma, çalışma fırsatım olmamıştı.

S-Antalya denince aklınıza ne geliyor?

Antalya denince tek bir cevap yerine söylenecek birçok şey var. Ama hepsini bir çatı altında toplamak gerekirse aklıma gelen ilk şey dinamizm oluyor. Yani buradan doğan bir ekonomi, buradan doğan bir güzellik, turizm, tarih, doğal güzellik. Ekonomi yani bir insanın yaşamak için ya da turistik seyahat için ya da çalışmak için gelmeyi arzu etmesini gerektirecek çok şey var. Dinamizm var ve bundan doğan bir hareketlilik, bereket var. Antalya'yı bir kelimeyle tanımlayın ya da kavramlayın derseniz, turizm gibi gelen geçen şeylere çok sığınmak istemiyorum herkesinde bildiği bir şey. Daha onunda üstüne bir tanımla dinamizm, aslında bir hareketlilik. Antalya'yı güçlü ve bereketli kılan da bu hareketi, bu dinamizmidir.  Bu dinamizmi sayesinde insanlar buraya geliyor ve bu dinamizmi Antalya'yı değerli kılıyor.

S-Rusya'da yaşanan krizin turizme etkileri nelerdir ve bunun için ne gibi önlemler alındı yeni sezonda beklentiler ve hedefler nelerdir? Rusya’dan ziyade diğer ülkelerden turist gelmemesinin sebepleri nelerdir?

V-Rusya’dan kaynaklı sorun Rus ve Ukrayna dan gelen turistlerin sayısını etkiledi ama diğer ülkelerden gelen turist sayısında diğer yıllarla mukayese ettiğimizde  azalma yok artış var . Avrupalı turist sayısında artış var. Hatta nevruz döneminde İranlı ve Ortadoğulu turist sayısında artış yaşandı. Biz toplamda Rus turistlerin daha az gelişinden mütevellit bir turist kaybı yaşadık fakat  toplamda baktığımızda Avrupa’dan ve dünyanın değişik yerlerinden gelen turist sayısındaki artış dolayısıyla bu kayıp toplama çok büyük oranda yansımadı.

S-Turistlerin gelişinde artış veya azalmaya binaen toplam sayıda rakam verebilir misiniz?

V- Çok resmi bir rakam veremem. Mesela Ruslarda yüzde 20 düşüş varsa Avrupalılardaki artış dolayısıyla bu oran yüzde 10’lara 11’lere düştü. Toplamda kaybımız var ama hala umudumuzu muhafaza ediyoruz.

Neden?

Yani Ruble’deki dalgalanmalar Rus turistlerde tereddütler meydana getirdi.  Yani tatile gideyim mi gitmeyeyim mi gibi bir kurguya sebep oldu. Bu kriz bizden kaynaklı değil. Tamamen Rusya ve Ukrayna'yla alakalı bir durumdur. Rusya'yla çalışan ve Rus kökenli tatil seyahat acenteleri bu belirsizliği kendi lehlerine çevirmek için beklemedeler. Daha orta sınıf turistlerin Türkiye'yi tercih etmesi de beklenebilir. Turizmdeki kaybı ya da kazancı sayıyla, turist sayısıyla izah etmek yeterli bir ölçü vermez ciroyla ölçeceksiniz.  Ekonomik değer kazancıyla ölçeceksiniz. Yani daha paralı turistin gelmesi kişi başı gelirimizi daha fazla arttıra bilir bu önemli bir şey. Bir diğer mesele ise rublenin dolar, euro, Türk parası karşısında değer kaybı bizim makro ekonomik dengelerimiz bakımından Türkiye'nin lehine bir durum oldu. Çünkü bizim Türkiye olarak en büyük giderimiz enerji alımlarımız, doğal gaz ve petrol alımlarımız. Bunun için biz Rusya ya çok ciddi rakamlarda para ödüyoruz ve rubledeki Türk lirası karşısındaki değer kaybı dolayısıyla bizim lehimize oldu. Bu ne demek iç piyasada bir hareketlenme olacak demek. Okulların da tatil olmasıyla birlikte daha rahat bir tatil ortam ve zamanı olduğunu düşünerek biraz daha beklememiz gerekiyor. Karamsar olacak bir durum yok ama şu da bir realitedir, komşuda bir yangın varsa benim evim güvende diyemeyiz, haliyle her şeye hazırlıklıyız.

Şimdi biz neler yapıyoruz? Turizmcilerle de yaptığımız görüşmeler münasebetiyle yılın ilk zamanlarından ilk aylarından başlayarak bir takım tedbirler önerdik. Bu önerilerimizin bir kısmı mümkün oldu hayata geçti. Bir kısmı geçemedi. Bu sadece bizim önerimiz değil, bu sektörde uğraşan insanların, turizm bakanlığımızın, hükümetimizin genel yaklaşımları neticesinde mesela o bölgeden gelecek birleşik devletler topluluğundan, buna İran da dâhil olmak üzere gelecek uçaklara malum bir 6 bin dolarlık uçak başına destek uygulandı iki ay boyunca. Ama bundan sonrasında nasıl olur onu bilemiyoruz. Bizim önerdiğimiz tedbirlerden bir tanesi ise pasaport geçerlilik süresi az kalmış olan turistlerin o süreye bakılmaksızın gelişine imkân verilmesi. Bunu bizim de dışişleri bakanlığımıza önermemiz vesilesiyle dışişleri bakanlığımız bu konuya sıcak baktı ve bunu sağladı.

Bir diğer önerimiz Rusya'dan kimlikle pasaportsuz geçiş sağlanmasıydı. Bizim Dışişleri Bakanlığımız buna sıcak bakmakla birlikte, Rusya’dan kaynaklanan Rusya'nın kimliklerinin kiril alfabesi yazılı oluşundan kaynaklanan teknik sorunlar dolayısıyla bu sene bu mümkün olmadı. Ama gelecek sene bu mümkün olabilir. Böylece bunu şuan da Gürcistan'la uyguluyoruz pasaport olmadan da diğer ülkeye geçişi mümkün olabiliyor. Ayrıca Rusya da pasaport çıkartmanın da zor olduğu söyleniyor.  Bunun gibi gerek idari gerekse ekonomik tedbirler sağlanıyor.


S-G20 zirvesinin getirileri nelerdir? Bununla ilgili çalışmalarınız nelerdir?

V- G20 ile ilgili çalışmalar sadece valilik ekseninde değil devlet projesi olarak algılandığı için Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklar nezdinde, valilik belediye ve sektörel temsilciler olarak gündemde en önemli yeri işgal eden konulardan bir tanesi. Yani bu bir devlet projesi olarak algılanıyor ve bu da bizim işimizi kolaylaştırıyor. Sırtımızdaki sorumluluğu arttırıyor ama bizim yapmak istediklerimizi daha rahat hayata geçirmekte de etken oluyor. Devlet çapında sahiplenilen bir projedir. Aynı zamanda dışişleri bakanımızın da buralı olması da bizim için ayrıca bir avantaj. Her şeyden haberdar ve müdahil olabiliyor.  Talimat ve yön verebiliyor. Dışişleri bakanlığı hem içerikle ilgili bir büyük elçiyi, hem de toplantı organizasyonuyla ilgili bir büyük elçiyi ekipleriyle birlikte görevlendirdi. Şuanda onlar bizimle de temas halinde. Mesailerinin yarısını Ankara diğer yarısının da Antalya da harcıyorlar. Onlar işin o kısmını ve ülkelerle olan münasebet kısmını yürütüyor. Diğer bir hazırlık ise otellerle ilgilidir. Otel değil oteller diyorum çünkü Amerikan ve basın merkezinin konaklama için güvenlik için diğer bir otel belek bölgesinde hazır ve boş tutulacak. Dışişleri bakanlığımız buralara toplantının yapılacağı gün için başka müşteri almamaları konusunda yazı yazdı ve bunlarda olumlu dönüş yaptı. Belek bölgesinde 25'den fazla otelin bulunduğu bir bölge G20'ye tahsis edilecek. Hatta şunu söyleyeyim Belek bölgesinde 3’üncü yılı yapılacak olan TÜRK GOLF THE YOU OFF’un golf turnuvası, ki çok prestijli bir turnuvadır, aynı tarihlerle çatıştığı için Dışişleri Bakanlığımızın ricası üzerine daha erken bir tarihe aldılar. Yani kısaca birçok şey aslında G20'ye endeksli gidiyor ve o otel bölgesinde lojistik olarak, yani otellerin hazırlığı, dizayn edilmesi, o toplantı düzeninin kurulmasında biz de, dışişleri bakanlığı yetkilileri de şuanda çalışmaları yürütüyor. Bir diğer kategori ise o alanın izole edilmesi, güvenlik bakımından gerekli tedbirlerin alınması.  O bölgeyi biz 15 Temmuzdan itibaren polise devrediyoruz.

Polise devretmek için onay çıktı mı? Neden polise devrediyorsunuz?

Evet, onay çıktı. Valiliğin yani benim imzamla vali onayıyla yapılan bir iş. Jandarma bölgesinden alıp polis bölgesi yapıyoruz ki, polisin koruma tedbirleri daha iyi. Bütün çevre güvenliği dâhil büyük şehirler ve kentleşmiş bölgelerde polisin daha tecrübeli olduğu bahis ve hareketle, emniyet genel müdürlüğünün de tecrübesinden hareketle orada bir güvenlik koridoru oluşturacağız. Bir diğer kategori G20'ye götüren güzergâh ve havaalanındaki organizasyon. Şuanda Antalya da çok sayıda köprülü kavşak yapılıyor. Gerek Antalya merkezden havaalanına kadar, gerekse havaalanı bölgesinden havaalanından beleğe kadar yapılan ve yapımı devam eden birçok köprülü kavşaklar var. Bunların birçoğu önceden planlanmış olmakla birlikte gerek Antalya Büyükşehir Belediyesi,  gerekse karayolları tarafından biraz da G20 gerekçesiyle öne çektirilmiş olan yatırımlar.

Bu yatırımlar nelerdir?

Yani G20'nin bizim alt yapımıza sağladığı bir avantaj olması bakımından bir örnektir. Güzergahlarda rehabilitasyon yapılacak. Havaalanından G20'ye kadar giden istikamette Kadriye Serik girişinde yollar elden geçecek. Duble olmayan yollar duble yapılacak. Faaliyetler şuan başlamış durumda ve bu güzergâhlara sıfırdan mobese sistemi kurulacak. Emniyet genel müdürlüğümüzün de bu amaçla maliye bakanlığımızdan ciddi bir ödenek tahsis ettirdi. Yani G20 vesilesiyle sihirli bir anahtar gibi birçok şey çözüme kavuşmuş olacak. Bu da Antalya için çok büyük bir şans. Aynı şeyi EXPO gelince de söylemek mümkün. Bütün bunlar birçok avantajı beraberinde getiriyor. Bütün çalışmalar faaliyetler bütün içeriğiyle birlikte başlamış ve yürür durumda.

G20 zirvesi adı altında kaç toplantı yapılacak?  Antalya da kaç tanesi olacak?

 Bu makro düzeyde bir Devlet politikasıdır. Kasımın 15-16 'da asıl zirve yapılacak ama dönem başkanlığı Türkiye’de olduğu için zirveye gidene kadar çok sayıda toplantı Türkiye’nin muhtelif yerlerinde yapılıyor. Antalya'da da zirveden önce 4 tane toplantı yapılacak. Yaklaşık 1 buçuk 2ay önce çalışma bakanlığımızın da teşrifiyle bir tanesi yapıldı. Antalya’da 3 ayrı toplantı daha var. İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere muhtelif yerlerde diğer toplantılarda yapılacak.

G20'mi bize ne katacak dediniz? Buranın alt yapısına çok ciddi bir anlam ve dinamizm katacak. Daha önemlisi ise G20'nin yapıldığı bir yer artık marka değeri yükselmiş olan ve dünyada herkesin adını duyduğu bir şehir olacak. O günlerde Antalya'dan başka bir şey konuşulmayacak. Biz sosyal bir aktivite olarak da örnek olsun diye Aspendos'u da programa dâhil etmeye çalışıyoruz. Eğer tabi bu mümkün olursa hava şartları da müsait olursa. Aspendos’ta Devlet büyüklerini ağırlayan bir yer olarak ve herkesin daha fazla bildiği G20 zirvesinin yapılıp sosyal faaliyetin yürütüldüğü bir konserin verildiği bir yer olarak bilinecek ve dünyanın her tarafından sırf bu amaçlı insanlar gelecek. Elçilikler tarafından tarama, bilgi alma, gelme, gitme faaliyetleri şimdiden başlamış durumda.  O günler için 10 bin, 12 bin kişinin gelmesi bekleniyor. Antalya'mız için getirisi yüksek ve müthiş bir organizasyon olacak.


EXPO 2016 ile ilgili, ‘olamayacak, yetişemeyecek, başaramayacaklar’ şeklinde yorum ve eleştiriler var.  Şuan çalışmalar ne aşamada?

V- Böyle bir organizasyonun altından kalkılamayacağı gibi bir yaklaşım, Türkiye’ye de Antalya’ya da haksızlık olur diye düşünüyorum. Gerek Türkiye, gerek Antalya ve bu işi yapan kamu bunların çok daha fazlasını yapacak kapasiteye sahip. Antalya olarak da tabii EXPO Türkiye'nin de ilk EXPO’su olması münasebetiyle bazı zorluklarla beraber başladı. Antalya da çıtayı çok yükseltti. Dolayısıyla herkesin EXPO'dan çok büyük beklentileri oldu. Fakat EXPO işi toplumun her aşamasında haberdar olacağı bir konuş değil. Yani doğal olarak herkes işinde gücünde ama bir taraftan da EXPO faaliyetleri hazırlıkları yürüyor. İşler normal seyirde gidince sanki her şey yavaş gidiyormuş gibi bir algı oldu ama bunu anlayışla karşılamak lazım. EXPO'da inşaatlarla ilgili bir sorun görmüyoruz çünkü Antalya da yılın 12 ayı inşaat yapılabiliyor ve bizim daha 23 Nisan 2016 ya kadar zamanımız var. Ve bütün planlamalar 2015 in sonu gelmeden bitirebileceğimiz üzerine kurulu. Dolayısıyla inşaat da bir sorun yaşamıyoruz. Ülke katılımı bu çok önemli bir şey ülke katılımı konusunda ise bütün EXPO'lar da bu olmuştur. Son dakikada katılan ülkeler oluyor. Şuanda 26 tane resmi katılım teyidi veren ülke var. Bu rakam çok kötü bir rakam değil ama biz daha fazlasını bekliyoruz. Daha önceki EXPO’larda 40 katılım olmuş, bizimse daha 10 ayımız  var. Bu işin başına büyük elçimiz atandı, resmi ve gayri resmi bilimum temasları yürüterek bu işi yapıyorlar. Bunla ilgili firma var. Onlar da tanıtım faaliyetlerini yapıyor. Tarım, Ekonomi, Dışişleri bakanlıkları yani yurt dışı bağlantısı olan her kim varsa biz de buna dâhil olmak üzere, belediye, EXPO’nun kendi sekreterliği vs., bütün bunlar daha fazla ülke katılsın, daha fazla katılım görselliği olsun diye tanıtım faaliyetlerini sürdürüyor.  Şuanda arzu edilen nokta ya tam olarak gelmemiş olsak bile uzun bir zamanımız var. Türkiye’nin mesela Milano’daki EXPO’ya son 6 ay içinde hazırlandığını düşünürsek bu işler biraz son dakika da oluyor. Endişe etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Birçok ülkeye birçok fayda sağlayacağı için gelmeleri kendi menfaatlerine olacaktır. Biz biraz bunu anlatmakta zafiyet gösterirsek bu bizim kusurumuz olacak ama anlatabilirsek de katılım çok olur.

Duyulma anlamında Antalya ya ve ülkemize çok büyük fayda sağlayacak. Bu botanik bir EXPO olduğu için ağaç dikimi, çiçek yetiştiriciliği vs. zaman aldığı, zaman gerektirdiği için bizim ülke katılımını daha önce sağlamamız lazım. Ama duyuru tanıtım sonra 23 Nisan2016 da açılıp 6ay boyunca EXPO faaliyeti yürütülecek bu sürede insanların ilgisini çekebilmek adına çok büyük faydası olacak.

S-Antalya tarım konusunda istediği seviyede mi? Bu konuda çalışmalarınız var mı? Ve düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye’de tarım konusunu seviyesini düşündüğümüzde bitkisel üretim de tarım da Antalya iyi bir yerde, iyi bir seviye de toplamda Türkiye’nin bir numarası. Belli bitki türleri bakımından da yüzde 50’nin üzerinde üretim payına sahiptir. Ayrıca bitkisel ihracatta Türkiye’nin bir numaralı vilayetidir. Türkiye’de tarım daha fazla gelişir daha fazla insan burdan ekmek yer, daha fazla katma değer üretilir verim daha fazla artar bunun için şüphesiz ki yapılacak daha çok şey var yani hala tarımsal kapasitemizin ve potansiyelimizin tamamını kullandığımızı iddia edemeyiz. Buradan baktığımızda şüphesiz daha yapılacak çok şey var ama bir mukayese yaparsak Türkiye’deki tarımla alakalı tarımsal ürün miktarları ve verim değerlendirmesi yaptığımızda teknolojinin kullanıldığı, daha fenni usullerin kullanıldığı yöntemlerin çok iyi seviyede olduğu bir il olarak genele nispetle çok iyi bir yerde olduğumuzu söyleyebilirim. Mesela Hollanda’yla mukayese edersek, Hollanda toprakları çok sınırlı olan bir ülke. Dolayısıyla topraklarının birçoğu da deniz suyunun önünün kapatılmasıyla elde edilmiştir. Hollanda’nın dünya tarımında geldiği seviyeyi düşünürsek, bizimde Hollanda gibi daha teknik usullerle çalışmamız ve ayrıca toprak reformunu yapıp dolayısıyla küçük küçük miras hukuku, küçük küçük bölünmüş toprak yapısından kurtulmamız gerekmektedir. Yani yapısal sorunları çözdükten sonra bu açıdan biz daha gelişmiş ülkelerle başka ülkelerle mukayese edilebiliriz.   Ama Türkiye ölçeğine baktığımız da Antalya çok iyi bir yerde. Tarım alanlarının azalması bir sorun bu doğru ama bu düzensiz göç ve nüfus artışı aynı zaman da bu şehirleşme ve sanayileşmenin bir neticesidir. Bunu istediğiniz kadar engelleyin nüfusunuz artmaya devam ediyorsa o insanlara çalışacak ortam, barınacak ev, yer arsa sağlamanız lazım. Aynı zamanda yol, okul, kamu alanları gibi alanlar sağlamanız gerekmektedir. Buda doğal olarak tarımın aleyhine gelişen bir durum. Ne yapmamız lazım tabii ki de bunu ölçülü yapıp tarımsal alanlarımızı korumamız gerekiyor.  Antalya’nın bir numaralı ekonomik faaliyeti turizmse iki numaralı ekonomik faaliyet alanı da tarım’dır. 

S- Antalya tarım ve turizmden ziyade sanayide ne durumda ? Sanayiyle ilgili çalışmalarınız var mı?

V- Antalya tipik bir sanayi şehri değil. Örneğin bir Bursa, Kocaeli, Kayseri, Antep hatta Denizli’yle mukayese ettiğimizde Antalya bir sanayi şehri değil ama bu Antalya için bir eksiklik de kesinlikle değildir. Ağır sanayinin çevresel faktörlerini de düşünmeniz gerekir örneğin terazinin kefeleri gibi bir taraf yükselirse öbür taraf alçalır.  Turizmin olduğu bir yerde çevresel değerleriniz ve denizin korunması gereken bir yerde sanayiniz çok güçlü olamıyor. Ama şu da var ki turizmin olduğu, turistlik faaliyetlerin yürütüldüğü bu kadar insanın geldiği, bir sürü ihtiyacın bu meyan da oluştuğu bir yerde de bu ihtiyacı giderecek bir sanayi alt yapımızın olması gerekiyor. Benzer şekilde tarımsal faaliyetler varsa bu tarımsal faaliyetleri destekleyecek sanayi dallarının mutlaka olması gerekiyor. Şuan da Antalya da bir tane faal durum da olan organize sanayi bölgesi var. Ben aynı zamanda oranın müteşebbis heyet başkanıyım.  Sürekli görüyorum izliyorum toplantılarına katılıyorum ve firmaları da tek tek ziyaret ediyorum. Çok büyük işler yapılıyor çalışmalar devam ediyor her geçen gün Antalya organize sanayi alanı genişliyor.  Aynı zamanda Korkuteli de taş mermer gibi bir iktisas organize sanayi bölgesi kurulması gündem de. Manavgat ta gıda iktisas organize sanayi bölgesi kurulması gündem de.  Kumluca da gıda iktisas bölgesi kurulması gündem de.

Bu ne demek?

 Bütün bunların bir organize sanayi çatısı altında örgütlenerek bu sektörleri beslemesi gerekiyor. Antalya da çok ağır sanayi dallarını çevresel etkileri çok fazla olumsuz olacak sanayi dallarını kurmak doğru değil bu hem tarımsal arazileri yok eder hem turizme zarar verir hem de çevreyi kirletir. 12 buçuk milyon yabancı turist buraya geliyorsa 5 - 6 milyon da yerli turistin geldiğini var sayarsak aşağı yukarı toplam da 18 milyon insan yılda buraya geliyorsa çevre, deniz temiz olduğu için buraya geliyor. 70- 80 bin yabancı insan burada yaşamayı tercih ediyorsa, buranın doğal güzelliğinden ve doğal güzelliğinin bozulmamış olmasındandır.  Aynı zaman da Türkiye genelindeki 450’ ye yakın mavi bayraklı tesisin 200’ ün üzerinde yani yüzde  45 civarında olan bölümü Antalya da. Bunlar tabii çok uluslar arası kıstaslara göre çok ince eleyip sık dokunan ve böylece verilen mavi bayraktır. Dünya âleme denizimizin tesislerimizin temiz olduğunu ilan etmiş tescil etmiş oluyoruz. Bir taraftan bunlardan bahsedip bir taraftan da sanayileşelim dersek sanayileşmeyi biz daha iyi daha fazla gelir getirici olmayan alternatiflerin olmadığı yerde yoğunlaştırırsak daha akıllıca bir politika izlemiş oluruz. Burayı bir Bursa gibi bir Kocaeli gibi bir sanayi kenti yapalım dersek o zaman tabii büyük ölçüde turizm den vazgeçmemiz gerekir.

S-3T dergisi okuyucuları için son söylemek istediğiniz ne vardır?

V-3T Dergisine yayın hayatında başarılar diliyorum. Çalışanlarına kolaylıklar diliyorum. Bizde inşallah bundan sonra takip edeceğiz.  Antalya’nın gündemini biraz da oradan izlemeye faydalanmaya çalışacağız. İnsanlar bazen için de bulunduğu nimetin farkında olmayabilirler. Burada da bazı insanlarda yerine göre, buna medya mensupları da dâhil, yazdıkları yazılar dolayısıyla zaman zaman karamsar tablolar görüyorum. Ama şunu da çok net söyleyebilirim ki, son 8 ayını Antalya da geçirmiş, memleketin ve dünyanın muhtelif yerlerin de zaman geçirmiş biri olarak söylüyorum, Antalya dünyanın en güzel yerlerinden bir tanesi. Eksiklerimiz kusurlarımız tabii ki de var ama bu işler aslında mukayese ile mümkün. Bugün dünyanın en gelişmiş toplumuna gidin, orada da sorunlar muhakkak ki var. Ama milletçe ve toplum olarak Antalya halkı ve buradaki yönetimler olarak sorunları adım adım çözmeye gidecek bir potansiyele sahibiz. Kendi kendimizi zaman zaman eleştirelim yanlışlıkları düzeltmek adına öneriler de bulunalım ama asla kendimize haksızlık etmeyelim.  Antalya hakikaten çok özellikli bir yer Antalya da olmak ve Antalyalı olmak bir ayrıcalıktır. Ben burada bulunmaktan Antalya da yaşayan Antalyalı olan ve başka bir yerden gelip bura da yaşayan insanlara hizmet etmekten son derece mutluyum. Bu benim için bir ayrıcalık ve imtiyaz olduğunu düşünüyorum ve bunun için gayret ediyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Şüphesiz herkeste olduğu gibi eksikliklerimiz de olacak ama bunu daha iyiye götürmeye hizmet etmek durumun da olduğumuz insanlara hizmetin en güzelini vermeye de kendimizi mecbur hissediyoruz ve buna gayret ediyoruz. Sizin vesilenizle sizin aracılığınızla Antalya Halkı’na selamlarımı iletiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner127
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Antalya Haber - Antalya Güncel - Antalya Son Dakika - Akdeniz  son dakika  - Akdeniz Haber - 27 Ocak 2016
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Günlük Dözviz Kurları Araçları Dailyforex.com tarafından sağlanmaktadır.