banner102
27 Mayıs 2017 Cumartesi

Denize düşen dev Türk Bayrağını polis memuru böyle sırtladı

Antalya Tarım Merkezidir

08 Kasım 2014, 18:25
Antalya Tarım Merkezidir
Akdeniz Gazetesi Röportaj

Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüttüğünüz Antalya Ticaret ve Sanayi Odası hakkında bilgi verebilir misiniz?

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, 132 yıla uzanan bir geçmişe sahip Antalya’nın en büyük sivil toplum kuruluşudur. 1922 yılında üye sayısı 100, bütçesi 2000 Dolar olan ATSO, bugün 30 bine yaklaşan sayıdaki faal üyesi,  22 milyon liralıyı aşan bütçesi, 49 meslek grubu, 127’si Meclis Üyesi olmak üzere 303 Meslek Komite Üyesi ile son derece güçlü ve köklü bir kurum haline gelmiştir.

ATSO’nun Türkiye’deki bütün Oda ve Borsalar gibi çatı örgütü TOBB’dur ve kanuna tabi olarak yönetilmektedir. Bu yapı çok kuvvetli bir sivil toplum gücü oluşturuyor. Üyelerden ve halktan gelen taleplerin en üst mercilere ulaştırılmasını bu güçlü yapı sağlıyor.

Bu güçlü yapı aynı zamanda Odalara ve dolayısı ile Oda başkanlarına büyük bir sorumluluk yüklüyor. Biz de ATSO yönetimi olarak bu bilinçle çalışıyoruz.

Oda olarak üyelerimize eğitim desteğinden, uluslararası pazarlarda ticari bağlantı kurmaya kadar çok geniş bir yelpazede hizmet veriyor, ticari ve sosyal hayatın sorunlarına çözüm bulmak için çalışıyoruz. Üyelerimizin talepleri, şikayetleri, ticari hayattaki aksaklıklar demokratik süreçler sonucu belirlenmiş 49 meslek komitemizde ele alınıyor, görüşler ve öneriler yönetim kurulumuza sunuluyor. Bu noktadan yönetim kurulumla birlikte dile getirilen konulara ve bunların yanı sıra önemli gördüğümüz konulara çözüm bulmak adına hangi merci ile iletişime geçilmesi gerekiyorsa önerimizle birlikte kapılarını çalıyoruz. Yerel yönetimlerle çözemediğimiz sorunları Bakanlarımıza iletiyoruz. Henüz çözüm üretilmeyen konuların takipçisi oluyoruz.

Diğer taraftan Antalya’mızı bir dünya kenti, bir marka kent yapmak için orta ve uzun vadeli planlarımız dâhilinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Antalya'nın vizyonunun oluşturulmasında ATSO olarak yeriniz nedir? Yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

 ATSO diyalog kültürünü her zaman ön planda tutmuş bir kurumdur. Kentimizin geleceğini belirleyecek çalışmalara katkı koymak hepimizin görevidir. Kent için sürekli toplantılar yapılıyor, nitekim yapılmalıdır da. Ama diğer taraftan bu toplantıların sistematik bir bakış açısı ile somut çıktılara dönüşmesi gerekir. Bu amaçla ATSO olarak kentin vizyonu yazılı hale getirmek amacı ile ‘2023 Antalya Vizyonunu Arama Konferansı’nı gerçekleştirdik. Antalya Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı başta olmak üzere ilçe belediye başkanları, bakanlık yetkilileri, il ve bölge müdürleri, belediye yöneticileri, STK temsilcileri, Oda ve borsa başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri, akademisyenler ile iş dünyasının önemli isimlerinin katıldığı ''2023 Antalya Vizyonunu Arama Konferansı''nda; tarımdan ticarete, turizmden sanata kentin geleceği masaya yatırılmış, sorunlar ve çözüm yolları tartışıldı. Kentimizin gelecek vizyonunun konuşulduğu toplantıda somut çıktılara, uygulanabilir somut projelere ulaşıldı ve bu görüşler basılı kitap haline getirildi.

2023 Antalya Vizyonu Arama Konferansı sonuçlarından elde edilen vizyon, strateji ve proje alternatifleri ile bir karar modeli ortaya çıkarıldı. Bu model Karar Konferansı’nda değerlendirilerek Antalya’nın geleceğini yönlendirecek stratejik öncelikler ve projeler saptandı.

Gerçekleştirilen konferansların değerlendirmeleri yapılarak Antalya için bütünleştirilmiş ortak sonuçlar elde edilmiştir. Böylece Antalya Ticaret ve Sanayi Odası bulunduğu kentin 10 yıllık vizyonunu somut çıktılar haline getirmiştir.

Antalya’nın sanayi ve ekonomisine yön verecek, yeni bir açılım kazandıracak en önemli projeler nedir? Bu projeler tamamlandığında Antalya’da nasıl bir değişim yaşanacak?

Antalya, 2016 yılında Botanik temalıEXPO’ya ev sahipliği yapacak. Bu organizasyon tüm Türkiye’nin kısa vadede önündeki en önemli uluslararası organizasyondur.

EXPO 2016 turizm, peyzaj gibi alanlarda hem tanıtım açısından önemli hem de çiçek temelli olsa bile tarımda ve çevre korumada yeni teknolojilerin sergilenmesi açısından son derece önemlidir. Bu dev organizasyonun Antalya ekonomisine bir ivme kazandırmasını ümit ediyoruz.

Antalya ekonomisinin en önemli sorunu ulaşım altyapısının yetersizliğidir. Kısa vadede çevre yolları yapımı önemlidir. Orta ve uzun vadede ise şehirlerarası (Isparta-Antalya gibi), bölgeler arası, Antalya-Ege, Antalya-Doğu Akdeniz yollarının niteliklerinin yükseltilmesi gereklidir. 2020’den önce ise artık demiryolu ve hızlı tren bağlantılarının yapılmasını istiyoruz. Eğer demiryolu ile nitelikli yük taşımacılığına ulaşabilirsek, Antalya'nın üretim ve ihracat gücü artacaktır. Ayrıca kentimize gelen 11 milyon yabancı turistin iç bölgelere bağlantısı kurulacak ve tüm Türkiye zenginleşecektir.

Henüz kamuoyunun fazla dikkatini çekmeyen, fakat bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu Antalya'da kırsal turizmin gelişmesidir. Bu konuda biz Oda olarak bazı adımlar attık, ama bir kamu politikası eksiği bulunuyor. Kırsal turizmi Türkiye başardığı takdirde ekonomik ve sosyal bir değişim ve gelişme olacaktır.

Bunlar dışında gündemde daha çok kentimizin uluslararası cazibesini artıracak projeler önemlidir.

Çevre ülkelerde yaşanan savaşlardan dolayı Türkiye’nin imajının bozulduğuna dikkat çekmiştiniz. 2014’de turizmi etkiledi mi?

Antalya turizmi Ağustos ayına kadar Almanya, Hollanda, Belçika, Norveç, Avusturya, Fransa, İtalya gibi Avrupa pazarlarının çoğunda eksiye düştü ve Rusya pazarının payı %40’a yaklaştı. İstanbul’a ve hatta Antalya’ya gelen turistlerin bir kısmı Avrupa’daki soydaşlarımız ve o ülkenin pasaportu ile giriş yapanlar da turist rakamlarına dahil, bu nedenle yabancı turist sayısındaki gerçek değişimi tamamıyla göremiyoruz. Ancak, yine de bu sayısal sonuçlar ve turizm sektörümüzün pazarlama sürecinde edindikleri izlenimler Türkiye satışlarının zorlaştığını bize gösterdi. Ağustos ayında sektörümüzün gayretleriyle bu pazarların bazılarında yeniden artıya dönülse de Avrupa’nın önemli pazarları olan Almanya, İngiltere, Hollanda gibi ülkelerdeki büyüme hızımız tatmin edici düzeyde olmadı. Dolayısıyla Türkiye turizminin dış pazarlarda başta ülke imajı olmak üzere yeni bir hamle yapmasını gerekli görüyorum.

Rusya'nın Avrupa Birliğine üye ülkelere ithalat sınırı uygulaması, Antalya'da tarım ihracatçısını harekete geçirdi. Bu konuda açıklamalarınız neler olacak?

Rusya’ya yaş meyve ve sebze ihracatımız son haftalarda %100 civarında artış gösterdi. Gerçekten Türkiye için bu sınırlamaların pozitif bir katkısı oldu. Bununla birlikte ihracatımızda dönemsel fırsatlardan çok uzun vadeli stratejilere odaklanmamızın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Rusya gibi ülkelere ihracat en üst düzeyde ve geniş kapsamlı koordinasyon ve işbirliği mekanizmaları gerektiriyor. Türkiye dış ekonomik ilişkilerde özel sektör merkezli, tek elden koordinasyon modeli geliştirmelidir. Kamu merkezli yönetim piyasanın hızına ayak uyduramamaktadır. Kamunun yapacağı en önemli katkı girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve ticaret anlaşmalarının ilerletilmesi olmalıdır. İhracatçımız ve üreticimiz kalite, markalaşma ve sektörel işbirliğine daha fazla önem vererek dönemsel fırsatları uzun vadeli, kazanımlara çevirmelidir.

Antalya turizmi ile bilinir. Bir söyleminizde “ANTALYA, TARIM MERKEZİ” diyorsunuz, açar mısınız?

Biz Antalya turizmden sonra tarımın da başkentidir diyoruz. Çünkü tarımsal üretim değerinde Antalya Türkiye’nin birinci ilidir. Örtüaltı üretim sektörü net ihracatçı bir sektör olarak hem tarımsal zenginliğe hem de ihracata önemli katkı yapmaktadır. Bu sözü kullanmamızın bir anlamı da şudur. Türkiye’de tarım politikaları geleneksel olarak buğday, çay gibi ürünlere göre yapılandırılmıştır. Oysa Antalya tarımı örtüaltı üretimi, tohumculuk, fidecilik, kimyasal gübre gibi yeni alanlarda öncülük etmiştir. Bu alanlarda ihracat odaklı yeni bir yapılanma gereklidir ve bu yapılanma ancak Antalya tarım sektörüyle birlikte çalışılarak gerçekleştirilebilir. Örneğin arazi toplulaştırmasında mevcut model yerine “organize tarım alanları” modeliyle organize sanayi bölgeleri gibi bölgeler yaratılmalıdır.

ATSO olarak iş adamlarına yönelik eğitimler konusunda çalışmalarınız ne durumda? Bahseder misiniz?

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak mesleki eğitim projelerine her zaman özel önem verdik. Odamız bünyesinde üyelerimiz ve çalışanlarına dönük olarak gerçekleştirdiğimiz tüm eğitim faaliyetlerimizi “Atso Akademi” adını verdiğimiz bir kurumsal yapı altında toplamış durumdayız. Bu yapı ile son 4 yılda 12 binden fazla üye ve çalışanına eğitim verdik. Eğitim konularımızı Meslek Komitelerimizden ve üyelerimizden direkt olarak bizlere iletilen talepleri dikkate alarak belirliyoruz. Yalnızca geçen yıl kişisel gelişim, genel bilgilendirme, kalite yönetim sistemi, uzun dönemli mesleki teknik eğitim programları ana başlıklarında toparlayabileceğimiz 88 farklı konuda 3100’e yakın üye ve çalışanımız bu eğitimlerden faydalandı.

Eğitimlerimizin kalitesi de bizim için son derece önemli. Standardımızı üst seviyede tutmak amacı ile eğitim katılımcılarımıza anket uyguluyor, ve sonuçları değerlendirerek sürekli daha iyiye ulaşmak için çalışıyoruz. Bugün kurumsal bir yapıya dönüşmüş olan“ATSO Akademi”nin Antalya’da iş hayatına dair eğitimde “marka” konumuna geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Konyaaltı sahilinin son durumu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Geçen yıl bütün sahil ile ilgili öneriler sunmuştum. Bir önerim de sahili turizm sektörünün, bizim ve Büyükşehir Belediyemizin birlikte olduğu Tanıtım A.Ş. tarafından yönetilmesiydi. Ben son zamanlarda kültür yaratma kavramı üzerinde duruyorum. Bizler her zaman evrensel düzeyde ilgi çekecek ortamlar yaratma peşinde olmalıyız. Yani öyle bir plaj kültürü yaratmalıyız ki, dünyaya ilginç veya cazip gelsin, turist çeksin ve katma değer yaratsın. Halkı dışlayarak ticarileştirme ile turizmi geliştirecek modeller geliştirme arasında her iki amacı da gerçekleştirecek model yaratmamız mümkündür. Konunun diğer boyutu kent kültürü ile ilgilidir. Antalya’da nasıl bir kent kültürü görmek istiyorsak bunun öncülüğünü yapmamız gerekir. Yani konuya çok daha geniş bir açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum. Konyaaltı sahili bir bütün olarak önemlidir ve Antalya turizminin geleceği açısından büyük değer taşımaktadır.

Antalya ticareti, Antalya sanayisi gereken seviyede mi, limanı, sanayi bölgeleri, meyve sebze hali yeterli mi? Antalya ticaret şehri mi, turizm şehri mi?

Ticaretimizin yeterli düzeyde olmadığını, nitelikli ticaretin AVM’lere, turistik ticaretin “shoppingcenter”lara sıkışıp kaldığını hep söylüyoruz. Sanayide OSB’de bir ivme yarattık, ancak sanayi sektörünün gelişmesi daha çok makroekonomik faktörlerden etkileniyor. Antalya limanı düzeli sefer sayısı bakımından halen ideal düzeye gelemedi. Limanda çok sayıda kurum ve kuruluş yere ve yetkiye sahip, mutlaka bir yeniden yapılanma gerekiyor. Kruvaziyer liman önemli bir konu. Meyve sebze halinin taşınması gündemde olan bir konuydu. Halin klasik halden soğuk hava depolarının, paketleme tesislerinin, lojistik üssün olduğu modern komplekse dönüşmesi gerekiyor.

Tur operatörleri turistleri otelden shoppingcenterlere, oradan tekrar otele götürülüyor. Küçük esnafları çok zor durumda bırakıyor bu konuda çözümünüz var mı?

Antalya ticaretinin kanayan bir yarası olan bu konuda ilk çözümler ticarete yasayla disiplin getirilmesi, il veya kent düzeyinde planlı ticarete geçilmesi, kent merkezinin cazibesinin artması ve esnafın rekabetçi hale gelmesidir. Tüm çabalarımıza rağmen bu konuda ulusal, yerel düzeylerde, hatta üyelerimiz nezdinde bir yapısal değişimi başaramadık. Türkiye’de değişim ancak sorunların dayanılmaz hale geldiği noktada gerçekleşiyor maalesef. Burada ise henüz anlaşılmayan husus esnafla birlikte bütün kentin de kaybedeceği gerçeğidir.

“Her Şey Dahil” sistemi diye uygulayan oteller sizce Antalya’nın kalitesini düşürmüyor mu?

Toptancı bir yaklaşımla değerlendirmede bulunamayız. Çok üst düzeyde bir kalite-fiyat-katma değer ile bu sistemi uygulayan otel ve tatil köyleri de var, ancak tersi de bulunuyor. Türkiye’de kalite denetimi, yıldızlama sistemi eksiklikleri bizim ve turizm sektörünün uzun süredir konuştuğu konulardır. Dünya değişiyor, ürünler değişiyor, talep değişiyor, bizim de bunma göre bir değişim yaşamamız kaçınılmazdır. Turizmde ürün çeşitlendirmesini başaramazsak sürdürülebilir gelişmeyi sağlayamayız.  

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner127
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Antalya Haber - Antalya Güncel - Antalya Son Dakika - Akdeniz  son dakika  - Akdeniz Haber - 27 Ocak 2016
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
Günlük Dözviz Kurları Araçları Dailyforex.com tarafından sağlanmaktadır.